Hepinizi gömdüm. Nası oldu biliyor musunuz? Zeynepten zor, Aliden kolay.Hepinizi gömdüm. Bir nefes aldım o kadar toprak attıkdan sonra o yorgunlukla. Nasıl kan kokuyordu biliyor musunuz. Nasıl keskin kendi kanım kokuyordu. O kan kokusunu duysaydınız benimle tanıştığınız günü bana ilk ihanet ettiğiniz günü hatırlar ağlardınız. Ama öldünüz siz. Nasıl ağlayacaksınız. Hiç bana ağladınız mı. Hesapsız, kitapsız, sadece benim için sadece ben benim diye hiç güldürebildim mi acaba sizi. Tebessüm ettirebildiğimi bilsem siz ölürken hiç kanamazdım biliyor musunuz. Biliyorsunuz tabi. Beni benden iyi bilmeseydiniz nasıl öldürebilecektim ki ben sizi. Nasıl boğulacaktınız ki kanımda. Siz ölünce ben yalnız kaldım lan o nası olacak.Siz hiç orasını düşündünüz mü. Ben düşünmedim. Acaba ben yalnız kalmayayım diye mi tüm iyigünlüklerime, tüm hainlerime, tüm cezalandırıcılarıma sırt dönmedim. Acaba yalnız ölmeyi skilerek yaşamaya mı tercih ettim ben. Daha acabalarda olmam bile bunu ispatlamıyor mu hala. Öldünüz lan siz. Ben öldürdüm sizi. Daha neyin acabasındayız. Şey düşünüyorum lan sabahtan bu yana ara ara. Hani siz, siz hiçbiriniz ölmemişsiniz. Oturmuşuz bi yerde mekanı seçemiyorum flu. Ama kesin benim gelmek istemeyip de siz orada mutlusunuz diye geldiğim mekanlardan biridir. Yalnızken sizinle başbaşayken sadece ikimizken siz hepiniz ne kadar iyiydiniz lan. Ben başkaları olunca niye yine hep yalnız başınayken biz olduğumuz gibi kaldım. Ben oradan sınıfta kaldım dimi ama. O lütuf o rüya o sanrıydı belki. Kiminiz evlendi çocuğa karıştı, kiminiz batırdı işe güce karıştı yeni ortaklıklara, kiminiz yeni yeni flörtlerde başlangıç tarihlerini kendisi haber veriyor. En ağır darbeyi hanginiz vurdu diye düşündüm. Lan sanki bugüne kadar sadece acı verdiniz de bugün hepiniz toplandınız tek sefer de bi yara verdiniz. Hepiniz bir şehire bir semte lanet ettirdiniz ama. Bir Diyarbakır yandı mesela bende,bir Bursa bir Eskişehir bir Kuşadası bir İzmit yara kaldı Zaten beni en çok en kalabalık şehrimiz Istanbulda sktiniz. Acaba kalabalıkta daha mı iyiydiniz. Lan çok merak ediyorum. Siz benim ölülerim misiniz? Yoksa siz benim ölü katillerim misiniz. Hepiniz benden sonra arap atı gibi atak yaptığına göre sorun benim ölü toprağımmıydı acaba. Hep tam aralanırken tekrar göçük altında kalan mabedimmiydi. Hepiniz toplansanız gelseniz şimdi beni milim heyecanlandıramaz güldüremezsiniz çünkü öldünüz.Çünkü ölüsünüz. Nefes alan ölülerim. Keşke sizi boğabilecek kadar ağlayabilseydim de keşke boğularak ölseydiniz. Ama ne farkeder. Öldünüz siz. Siz. Tabiri caizse hayatımı sktiniz. Öldünüz lan. Hakkım helal canım haram olsun. Ama öldünüz. Sktirin gidin lan şimdi. Keşke sktirin gidin dememle gidebilseniz. Ama gidemezsiniz ki. Öldünüz siz.
Onaltı Mayıs
9 Mayıs 2014 Cuma
1 Mayıs 2014 Perşembe
Stabilo
Bir kutu stabilo kalemim vardı hiç yazı yazmakta kullanmadığım. Çünkü benim için tek anlamı walkman pil süresini uzatmaktı. Ne kasetler sarıldı başa, ne şarkılar manuel yöntemlerle loop moduna alındı.
Bu dönemler senin radyodan kasete kayıp yaptığın dönemlere denk geliyor bi nevi. Rec ile Play tuşuna aynı anda basmalıydık ve Rec sonradan öğrendiğim üzere Recordun kısaltmasaydı aslında.
Belki şimdi üzülüyorsun 99.5 Capital Radyo’dan kaydettiğin o şarkıların isimlerini ve söyleyenlerini bilmediğine. O zamanlar Shazam’da yoktu. Ki olsa bile kuracak akıllı telefon olmadığından çok tutmazdı. Belki ondan yapmadılar. Kimbilir.
Çok otobüs yolculuğu yaptım ben, çok uyudum cam kenarı koltuklarda. Dönüş yollarında saçımın yağının otobüs camında bıraktığı izleri temizlesin diye yapılmıştı o camların perdeleri. Herşey bi şekilde bana hizmet ediyordu. Saçımın yağı sürdü bi müddet ben Elidor’la tanışana dek.
Tabi Elidor la ilk tanıştığımda pek bi aşamamıştık bu sorunu. Kullandığım salak model “kuru ve yıpranmış” saçlara. Raftan ben mi seçtim sanki. Şampuan seçme özgürlüğümün maddi özgürsüzlüklüğümden dolayı olmadığı ve bu işlerin maddi konuda bi hayli özgür babama kaldığı yıllar bu yıllar. Kendime ayrı şampuan aldırana kadar akla karayı seçmeceler.
Bu yıllar bir discman almak için bir yıl harçlık biriktirilen yıllar ve Sony o zamanlar gözümüzde şimdiki Apple. Bu durumda Walkman’da şimdiki Microsoft oluyor ki bu konulara çok giresim yok bu aralar mesleki deformasyon yaralarımı göstermemek adına.
Kulaklarımda iki kulaklık ve artık akraba olunan muavinlerdi hayatın bi bölümü. Sen hiç beklemediğim anda gelen kek, biten kolanın ardından getirilen ikinci kola gibiydin.
Yolların sonu sen oluyordun, keklerin, çayların, kolaların hatta inanmayacaksın suların bile sonu sen.
Bu skindirik çocukluğu hızlıca anlatmamın sebebi bu büyüme şeklinin benim özlem mesafe yaşayışı eksenimi oluşturdunu sunmaktı bir nevi. Eğer yanında olamıyorsam aradaki kilometre her bir metre yakınlaştığında bir metre daha mutlu olduğumu anlatmaya çalışmamdı.
Ben Adana’da sen Çorumdaysan sen Ankaraya gelince mutlu olandım ben.
Mesafelere takıntım bundandı ve bundan. Gitmelere hassasiyetim bundandı ve bundan.
Gitme burdan. Yada her neredeysen ordan.
Bu dönemler senin radyodan kasete kayıp yaptığın dönemlere denk geliyor bi nevi. Rec ile Play tuşuna aynı anda basmalıydık ve Rec sonradan öğrendiğim üzere Recordun kısaltmasaydı aslında.
Belki şimdi üzülüyorsun 99.5 Capital Radyo’dan kaydettiğin o şarkıların isimlerini ve söyleyenlerini bilmediğine. O zamanlar Shazam’da yoktu. Ki olsa bile kuracak akıllı telefon olmadığından çok tutmazdı. Belki ondan yapmadılar. Kimbilir.
Çok otobüs yolculuğu yaptım ben, çok uyudum cam kenarı koltuklarda. Dönüş yollarında saçımın yağının otobüs camında bıraktığı izleri temizlesin diye yapılmıştı o camların perdeleri. Herşey bi şekilde bana hizmet ediyordu. Saçımın yağı sürdü bi müddet ben Elidor’la tanışana dek.
Tabi Elidor la ilk tanıştığımda pek bi aşamamıştık bu sorunu. Kullandığım salak model “kuru ve yıpranmış” saçlara. Raftan ben mi seçtim sanki. Şampuan seçme özgürlüğümün maddi özgürsüzlüklüğümden dolayı olmadığı ve bu işlerin maddi konuda bi hayli özgür babama kaldığı yıllar bu yıllar. Kendime ayrı şampuan aldırana kadar akla karayı seçmeceler.
Bu yıllar bir discman almak için bir yıl harçlık biriktirilen yıllar ve Sony o zamanlar gözümüzde şimdiki Apple. Bu durumda Walkman’da şimdiki Microsoft oluyor ki bu konulara çok giresim yok bu aralar mesleki deformasyon yaralarımı göstermemek adına.
Kulaklarımda iki kulaklık ve artık akraba olunan muavinlerdi hayatın bi bölümü. Sen hiç beklemediğim anda gelen kek, biten kolanın ardından getirilen ikinci kola gibiydin.
Yolların sonu sen oluyordun, keklerin, çayların, kolaların hatta inanmayacaksın suların bile sonu sen.
Bu skindirik çocukluğu hızlıca anlatmamın sebebi bu büyüme şeklinin benim özlem mesafe yaşayışı eksenimi oluşturdunu sunmaktı bir nevi. Eğer yanında olamıyorsam aradaki kilometre her bir metre yakınlaştığında bir metre daha mutlu olduğumu anlatmaya çalışmamdı.
Ben Adana’da sen Çorumdaysan sen Ankaraya gelince mutlu olandım ben.
Mesafelere takıntım bundandı ve bundan. Gitmelere hassasiyetim bundandı ve bundan.
Gitme burdan. Yada her neredeysen ordan.
17 Mayıs 2013 Cuma
Kiremithane Günlükleri
Gökten turuncu maymunlar düşüyor baba
Avanak bir sağanak altına giriyoruz
Esen ılık rüzgar tenime değmeden hemen önce salaklaşıyor
Oysa kültürlü rüzgarlara hasret narsist efemine müptezel aristokrat piç ruhum
Gökten sarı maymunlar düşüyor baba
Bu şehrin susuz tek kanalının etrafında bir tavaf hali
İnsanlar aklını bulandırmak için ciddi paralar ödüyor
Bir çılgınlık hali
Ankara
Akşamları 3mli migroslara gel
Biraz alışveriş yapar iki turlarız
İki elimizde poşetlerle uludağ apartmanına yürürüz ağırdan
Unuttuğum sigarayı köşedeki büfeden alırım
Ya da arabayla geldiysem kapı cebinden
Er mi yaman batı mı kent derim
Gülümsersin.
Yaz
Bu ilkbaharın son çeyreği ve yalancı yaz mevsiminin ikindi yüzmeleri denizinde
Henüz kimsenin kendini kuma gömemediği yarı nemli deniz kumuna uzanıp
Şişe cola içmek gibi
Nasıl güzelsin.
Yeme
O an sucuk ve köfte satmayan ilk kokoreççide buldum kendimi
Sucuksuz ve köftesiz kokoreççi mi olur çelişkisine düştüm
Sonra uyandım o düşüşle ve su içmeye gittiğim mutfaktan
Zeytin yiyerek döndüm
Ölen o atları hatırladım sevgili
Sakat kalınca öldürülen o atları
Sakatlanınca vurulmamanın sebebi at kadar dik duramamadaymış
Gidişin sadece ölememekmiş
Ekvator'da gece gündüz eşitmiş
Ve daha birsürü şey.
İçme
Şarap dolu bir kadeh kadar dingin olduğun bu günlerde, içine kül ve filtre atılmadığı küllükten hallice yarınlara koşuyor gibisin.
Amin
Güneşden gün gidip eş kaldığında
İkindi namazına müteakip bir zaman diliminde
Halkevinin arkasındaki çay bahçesine gel
Halk bunu istiyor
Ev bunu istiyor
Çay bunu istiyor
Ben onlara katılan taraftayım bugün.
70cl
Omuzlarına parlak anason damlaları yağmış gecelerden biriydi
Ya da değildi bilmiyorum
Ve bilmediğim, emin olamadıklarım bildiklerime
Bildiklerim yanıldıklarıma yetmiyor yine
Bu renksiz ve ecolips ve bağımsız gecenin içinde
Allah belanı versin yeni rakı dediğim şu an
Aminleyerek susuyorum.
Ya da değildi bilmiyorum
Ve bilmediğim, emin olamadıklarım bildiklerime
Bildiklerim yanıldıklarıma yetmiyor yine
Bu renksiz ve ecolips ve bağımsız gecenin içinde
Allah belanı versin yeni rakı dediğim şu an
Aminleyerek susuyorum.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)